Enduluse ağıt ..

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Enduluse ağıt ..

Mesaj  Admin Bir Cuma Ara. 31, 2010 12:50 am

لِكُلِّ شَيْءٍ إذا ما تَمَّ نُقصَانُ

فلا يُغَرَّ بِطيبِ العَيشِ إنسانُ



Her şey mükemmelliğe ulaştıktan sonra azalmaya başlar,

Bundan dolayı hayatın hoşluğuna kimse aldanmasın.



هيَ الأُمورُ كما شاهدْتُها دُوَلٌ

مَن سَرَّهُ زمَنٌ ساءتـْهُ أزمانُ



Gördüğüm kadar hayatta her şey değişkendir,

Bir kişiyi bir an sevindirirse başka birçok an üzer.

وَهَذِهِ الدَّارُ لا تُبقِي على أحدٍ

ولا يدُومُ عَلَى حَالٍ لَهَا شانُ



Bu dünyada da kimse kalmaz,

Kimse de aynı halde devam etmez.



يمَزِّقُ الدهرُ حتْماً كلَّ سابِغَةٍ

إذا نَبَتْ مَشْرِفِيّاتٌ وخِرْصانُ



Zaman, her türlü nimet'i kesinlikle yok eder ,

Eğer kılıçlar ve mızraklar kınında kalıp kenara bırakılırsa.



ويُنْتَضَى كلُّ سيفٍ لِلفَناء ولو

كان ابنَ يزْنٍ و[كان] الغمدَ غُمْدانُ



Her kılıç fani olmak üzere kınından çıkartılır,

Bu kılıcı kuşanın İbni Yezen olsa da bu kılıç çift kınlı olsa da.



أين المُلُوكُ ذَوُو التّيجانِ مِن يَمَنٍ

وأين منهمْ أكاليلٌ وتيجانُ



Yemen'in taçlandırılmış kralları nerede ?!

Onların taçları ve mücevherleri nerede ?!



وأين ما شادهُ ’شَدّادُ‘ في إرَمٍ

وأين ما ساسَهُ في الفُرْسِ ’ساسانُ‘



Şeddâd'ın İrem'de inşa ettiği binalar nerede ?!

Sâsan'ın İran'da hükmettiği devlet nerede ?!



وأين ما حازَهُ ’قارونُ‘ من ذَهَبٍ

وأين ’عادٌ وشدادٌ وقحطانُ‘



Kârun'un sahip olduğu altınlar nerede ?!

Ad, Şeddâd ve Kahtân nerede ?!



أتى على الكل أمرٌ لا مَرَدَّ لهُ

حتى قضَوْا فكأن القومَ ما كانُوا



Hepsine geri çevrilemeyecek bir felaket geldi,

Ve böylece hepsi hiç olmamış gibi yok oldular.



وصار ما كان من مُلْكٍ و من مَلِكٍ

كما حكى عن خيال الطيف وسْنانُ



Krallar ve Krallıklar birer hikaye oldular ,

Uykudan uyanan kişinin anlattığı düşler gibi .



دارَ الزمانُ على ’دارا‘ وقاتِلِهِ

وأمَّ ’كِسرَى‘ فما آواهُ إيوانُ



Zaman, Daryus ve katilinin aleyhine döndü,

Kisrâ'ya gelince, onu sarayı bile koruyamadı .



كأنما الصعبُ لم يسْهُلْ له سببٌ

يوماً ولا ملَكَ الدنيا ’سليمانُ‘



Öyle ki sanki hiçbir zorluk hiçbir gün kolaylaşmadı,

Öyle ki Süleyman (a.s.) sanki dünyaya hükmetmedi.



فجائعُ الدهْرِ أنواعٌ مُنَوَّعةٌ

ولِلزمان مسَرّاتٌ وأحزانُ



Zamanın açlığını çeken insanlar çeşit çeşittir,

Zamanda sevinç olduğu gibi hüzün de vardır.



ولِلحوادث سُلوانٌ يُسهِّلُها

وما لِما حَلَّ بالإسلام سُلوانُ



Öyle ki, musibetlerden sonra hafifletici olaylar gelir,

Ancak İslam'a gelen musibeti hafifletici bir şey yoktur.



دَهَى الجزيرةَ أمرٌ لا عزاء لهُ

هَوَى له أُحُدٌ وانْهَدَّ شهْلانُ



Endülüs adasına katlanılmayacak bir felaket geldi,

Bu felaket için Uhud dağı çöktü ve Şehlan ufalandı.



أصابها العينُ في الإسلام فارْتُزِأتُ

حتى خَلَتْ منه أقطارٌ وبلدانُ



Endülüs'teki İslam'ı büyük bir nazar mahvetti,

Öyle ki İslam o şehirlerden ve beldelerden boşaldı .



فاسأل (بلَنْسِيَّةً) ما شأنُ (مُرْسِيَةٍ)

وأين (شاطِبةٌ) أم أين (جَيّانُ)



Sor Valensiya'ya Mursiye'ye ne oldu diye ,

Bak Şâtibe nerede, asıl Ceyyan nerede ?!



وأين (قُرْطُبَةٌ) دارُ العلوم فكم

مِن عالِم قد سما فيها له شانُ



Bak İlim diyarı olan Kurtuba'ya şimdi nerede ?!

Kaç alimin orada şanı yüceldi bilir misin !



وأين (حِمْصٌ) وما تحويه من نُزَهٍ

ونهرُها العذْبُ فيّاضٌ ومَلآنُ



Hims ve içerdiği bahçeler nerede bir bak ,

Oranın tatlı sulu nehri dolup taşardı bilir misin !



قواعدٌ كُنَّ أركانَ البلادِ, فما

عسى البقاءُ إذا لم تبقَ أركانُ!



İşte bu şehirler o diyarın temelleri idi ,

Temeller gittikten sonra geriye ne kalır ki !



تبكي الحَنيفيةُ البيضاءُ من أسفٍ

كما بكى لِفِراقِ الإِلْفِ هَيْمانُ



Beyaz güvercin, üzüntüsünden öyle ağlıyor ki ,

Aynı sevdiğinden ayrılan bir âşığın ağlaması gibi.



على ديارٍ من الإسلامِ خاليةٍ

قد أقْفَرَتْ ولها بالكفر عُمرانُ



İslam'dan boşalan diyarlara ağlıyor o beyaz güvercin ,

O diyarlar İslam'dan kurudu ve Küfür ile imar edildi .



حيث المساجدُ [قد] صارت كنائسَ ما

فيهِنَّ إلاّ نواقيسٌ وصُلبانُ



Öyle ki Camiler kilise haline getirildi ,

Orada artık haçlar ve çanlar var bilir misin ?!



حتى المحاريب تبكي وهي جامدةٌ

حتى المنابرُ تبكي وهي عيدانُ



Mihraplar bile ağlıyor taş olmalarına rağmen ,

Minberler bile ağlıyor ağaç olmalarına rağmen .



يا غافِلاً ولَهُ في الدهْرِ مَوْعِظةٌ

إن كنتَ في سِنَةٍ فالدهرُ يقظانُ



Ey gafil bil ki zamanda sana ibret vardır ,

Eğer uykuda isen zaman uyanıktır.



وماشياً مَرَحاً يُلهيه موطِنُهُ

أبَعْدَ (حِمْصٍ) تَغُرُّ المرءَ أوطانُ



Ey vatanını beğenip çalımla yürüyen kişi ,

Hims'ten sonra insan'ı hangi vatan sevindirebilir ki ?!



تلك المُصيبةُ أنْسَتْ ما تَقَدَّمَها

ومالَها معَ طُولِ الدهرِ نِسيانُ



Bu öyle bir musibet ki geçmiş tüm musibetleri unutturdu ,

Zaman geçse bile unutulması imkânsız musibettir bu.



يا أيّها الملِكُ البيضاءُ رايَتُهُ

أدْرِكْ بِسيفِكَ أهلً الكُفرِ، لا كانوا!



يا راكبين عتاقَ الخيلِ ضامرةً

كأنها في مجال السبْقِ عُقبانُ



Ey yalın atlara binen süvariler ,

Atlarınız koşu sırasında kartal gibidir .



وحامِلين سُيوفَ الهند مُرهَفةً

كأنها في ظلام النقْع نيرانُ



Ey narin hint kılıçlarını taşıyanlar ,

Kılıçlarınız karanlıkta bir ateş gibidir.



وَرَاتِعِين وراء البحر في دَعَةٍ

لَهُم بِأوطانهم عِزٌّ وسلطانُ



Ey denizin diğer tarafında rahatlık içinde yaşayanlar ,

Vatanınızda size izzet ve sultanlık vardır.



أعِندَكُم نَبَأٌ من أهلِ أندلُسٍ

فقد سَرَى بِحديثِ القومِ رُكْبانُ



Endelüs ahalisinden size bir haber gelmedi mi ?!

Öyle ki haberleri bir çok kafile ile yol aldı .



كم يستغيثُ بنا المُستضعفُونَ وهم

قَتْلَى وأسْرَى فما يهتزُّ إنسانُ



Zayıf insanlar o kadar yardım istiyorlar ki bizden ,

Onlar ya ölü ya esirler, ama onlar için titreyen yok .



ماذا التقاطُعُ في الإسلامِ بيْنَكُمُ

وأنتُمُ يا عِبادَ اللهِ إخوانُ



Müslüman olmanıza rağmen aranızın kopukluğu neden ?!

Oysa siz Allah'ın kulları olan kardeşler değil misiniz ?!



ألاَ نُفوسٌ أبِيّاتٌ لَها هِمَمٌ؟

أمَا على الخيرِ أنصارٌ وأعوانُ؟



Himmetli merdan kahramanlar nerede ?!

Hayrın koruyucuları ve yardımcıları nerede ?!



يا مَنْ لِذِلَّةِ قومٍ بعدَ عِزِّهِمُ!

أحالَ حالَهُمُ كُفرٌ وطُغيانُ



İzzetli iken zelil düşen bir kavime yardım eden yok mu ?!

Zulüm çekiyorlar ve küfür hallerini değiştirdi bir bilseniz .



بالأمس كانوا مُلوكاً في منازلِهِمْ

واليوْمَ هُمْ في بلادِ الكُفْرِ عُبْدانُ



Dün evlerinde kral idiler,

Bugün ise küfür diyarında köle oldular .



فلوْ تَراهُمْ حَيارَى لا دَليلَ لَهُمْ

عليهِمُ من ثيابِ الذُّلِّ ألْوانُ



Eğer onları bir görseydin şaşkındılar ve yardımcıları yoktu,

Elbiseleri zillet ve perişanlığın rengi ile boyanmıştı .



ولو رأيتَ بُكاهُمْ عندَ بيعِهِمُ

لَهالَكَ الأمرُ واسْتَهْوَتْكَ أحزانُ



Satıldıkları zaman onların ağlamalarını bir görseydin,

Bu felaketin acısını o zaman anlar ve gerçekten için yanardı .



يا رُبَّ أُمٍّ وطِفْلٍ حِيلَ بينَهُما

كما تُفَرَّقُ أرواحٌ وأبدانُ



Kaç anne ve oğlunu birbirinden ayırdılar bilir misin ?!

Ruh ile bedeni birbirinden ayırma misali .



وطِفْلَةٍ ما رَأَتْها الشمسُ إذْ برزَتْ

كأنَّما هي ياقوتٌ ومَرجانُ



Güneş gibi parlayan güzel kız çocuğunu bilir misin ?!

Sanki güzelliği yakut ve mercan misali .



يقودُها العِلْجُ لِلْمَكروهُ مُكرَهَةً

والعينُ باكيَةٌ والقلبُ حَيْرانُ



Gâvuru gördün mü onu zorla rezalete iterken ?!

Göz gördüklerine ağlarken ve kalp bu duruma şaşkınken !



لمثلِ هذا يذوبُ القلب من كَمَدٍ

إن كان في القلبِ إسلامٌ وإيمانُ



Kalp tabi ki hüzünden erir tüm bunlara ,

Eğer kalpte gerçekten İslam ve İman varsa .
avatar
Admin
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 76
Tecrübe Puanı : 2147531704
Kayıt tarihi : 20/12/10
Nerden : Top Secret

Kullanıcı profilini gör http://dademir.tk

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz