9.sınıf göstermeye bağlı edebi metinleri tanıma

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

9.sınıf göstermeye bağlı edebi metinleri tanıma

Mesaj  volki237 Bir Salı Ocak 04, 2011 11:14 pm

GÖSTERMEYE BAĞLI EDEBİ METİNLERİ TANIMA
TİYATRO (DRAMA)
• Tiyatro, farklı anlamlara gelmektedir. Konumuzla ilgili olan biçimiyle tiyatro ; yazarın dil aracılığıyla ve sahnelenmek amacıyla kaleme aldığı edebi metinlerdir.

• Oyun, oyuncu, sahne tasarımı, sahne giysisi, sahne tekniği, sahneleme gibi ögelerden oluşmuş güzel sanatlar dalıdır. Bu yönüyle tiyatro, kendine özgü kuralları olan, edebiyattan farklı bir türdür. Tiyatroyu edebiyatla ilişkilendiren nokta ise tiyatronun, bir edebi metne bağlı olarak oluşturulmasıdır.
• Tiyatro, insanla birlikte doğmuştur. Tiyatro terimi Yunanca theatron sözcüğünden gelir. Eski Yunan’da bağ bozumu tanrısı Dionysos (Diyanizos) adına yapılan dinsel törenlere dayanmaktadır. Bu törenlerde keçi postu giymiş insanlar koro halinde şarkı, şiir söyler, dans ederlerdi. Thespis (Tespis) adında bir şair, MÖ VI. Yüzyılda koronun karşısına bir oyuncu (aktör) çıkararak diyaloğu başlattı.

• Daha sonra Aiskhylos (Ayklos) ikinci oyuncuyu, Sophokles (Sofokles) üçüncü oyuncuyu sahneye çıkardı. Böylece koro, giderek önemini yitirdi ve modern tiyatronun ilk oluşumları başlamış oldu.
TİYATRONUN UNSURLARI
1. Tiyatro Eseri :
• Sahnede canlandırılmak amacıyla yazılan edebi metinlere “tiyatro eseri” denir. Tiyatro eserinde olaylar oluş halinde gösterilir, yazar varlığını hissettirmek istemez ve bir anlatıcı bulunmaz.
• Tiyatro metnindeki olay örgüsü (dramatik örgü) eserin kişileri tarafından doğrudan doğruya canlandırılır. Bir tiyatro eserinde olay, konu, kişiler, perdeler ve tablolar vardır. Her tiyatro eseri, perde ve sahnelerden oluşur.
• Edebiyatımıza Tanzimat’la giren bu tür eserler için tiyatro eseri, temaşa sanatı, piyes, oyun gibi adlar kullanılmıştır.
• Genel olarak bir tiyatro eserini olay, kişiler, üslup oluşturur.

2. Olay ( Dramatik Örgü ):
• Olay, genelde yaşamdan alınır ya da gerçeğe benzer, çünkü sahneleme zorluğu, olay örgüsünde çok geniş olaylara, olağanüstülüklere ve dağınıklığa izin vermez. Tiyatro eserinde olayların hareket halinde sergilenmesine aksiyon (eylem) denir.

3. Kişiler (Şahıs Kadrosu):
• Dramatik örgüyü var eden, yaşayan ve yaşatan insanlara “şahıs kadrosu” denir. Şahıs kadrosunda temel unsur insandır ancak insanın dışındaki varlıkların (peri, ejderha, ağaç, hayvanlar..) da insani bir kimlikle şahıs kadrosu içinde yer alması mümkündür.
• Oyun kişisi, ya insanın ortak ve genel özelliklerini simgeleyecek biçimde tip olarak ele alınır, ya da insanın kişisel özelliklerini yansıtacak biçimde karakter olarak işlenir.
4. Üslup :
• Bir sanatçıya, bir çağa ya da bir ülkeye özgü teknik, renk, biçimlendirme ve söyleyiş özelliğine üslup denir. yazar, eserini kendi duyuş, düşünüş ve anlatış özelliklerine göre oluşturur.
• Yazarın kişiselliği, kullandığı dilin yapısı, anlatılmak istenen konu, eserin yazıldığı zaman, üslubun oluşmasında etkili olan ögelerdir.
5. Oyuncu :
• Bir rolü oyunculuk sanatı uyarınca oynayan sanatçıya oyuncu denir. Erkek oyuncuya aktör, kadın oyuncuya aktrist denir.
6. Sahne :
• Tiyatroda oyunun oynandığı, olayın geçtiği yerdir. Sahne, izleyicilerin kolayca görebilmeleri için genellikle yerden belirli bir ölçüde yüksek olan; oyun, müzik gibi her türlü gösteri yapmaya uygun alandır.
• Tiyatro eserinde bir perdelik bölümün dekor bakımından değişik olan küçük kısımlarına da sahne denir.
7. Seyirci :
• Tiyatro izleyicisine seyirci denir.
• Diğer sanatlardan farklı olarak seyirciyle oyuncuların aynı ortamda olması etkileşimde canlılığı getirir. Bu nedenle oyuncu ve izleyici arasında sürekli duygu alışverişi vardır. Seyirci ve oyuncu iki temel ögedir, birlikte duyar ve düşünürler.
Göstermeye bağlı edebi metinler, “ konu ve tiyatro tekniği “ ölçüt alınarak sınıflandırılır.
TÜRK TİYATROSU
1. GELENEKSEL TÜRK TİYATROSU 2. MODERN TÜRK TİYATROSU
A) Karagöz A) Trajedi
B) Orta Oyunu B) Komedi
C) Meddah C) Dram
D) Köy Seyirlik Oyunları



GELENEKSEL TÜRK TİYATROSU
A) KARAGÖZ
• Deve derisinden ya da mukavvadan kesilip boyanmış insan biçimlerini ya da resimleri, beyaz bir perde üzerine arkadan ışık vererek yansıtma yoluyla oynatılan gölge oyunudur.
• Karagöz oyununun kaynağıyla ilgili farklı görüşler vardır ancak halk arasındaki söylentiye göre Karagöz ile Hacivat, Orhan Bey zamanında Bursa’da cami yapımında çalışmış işçilerdir. İkisi arasındaki nükteli konuşmalar, diğer işçileri oyaladığı için Orhan Bey’in emriyle öldürülmüşlerdir. Daha sonra Şeyh Küşteri, Hacivat ve Karagöz’ün deriden yapılmış tasvirlerini oynatmıştır. Bu nedenle karagöz perdesine Küşteri Meydanı da denir.
Karagöz Oyununun Özellikleri :
• 17.yy’dan sonra yaygınlaşmıştır. 19. Yüzyılda kısaca hayal oyunu olarak anılmış, bu oyunu oynatan sanatçılara da hayali denilmiştir.
• Hayali, bu oyunu yazılı bir metne bağlı kalmadan, karagöz geleneğine bağlı olarak oynatır.

• Karagöz oyunu, halk kültürünün ortak ürünüdür. Bu oyunlarda işlenen konuları kimin düzenlediği belli değildir, oyun, usta-çırak ilişkisine bağlı olarak günümüze kadar gelmiştir.
• Karagöz ve Hacivat, belirli bir mesleği, zihniyeti ya da çevreyi temsil eden, kalıplaşmış davranışlar ve konuşmalar sergileyen, aynısı ya da benzeri başka eserlerde de karşımıza çıkabilecek kahramanlardır. Bu yönüyle Karagöz ve Hacivat, birer “tip”tir.

• Her tipin perdeye gelişinde ve oyunun sonunda müzikal ögelerden yararlanılır.
Karagöz Oyununun Bölümleri :
1. Mukaddime (Giriş) : Oyunun başlangıç bölümüdür.
• Perdede görüntü verilmeden önce müzik başlar.
• Konuya uygun olarak bir görüntü (Göstermelik adı verilen çiçek, ağaç..) verilir.
• Hacivat “ Of.. hay, Haak! “ diyerek perde gazeline başlar. Karagöz’ü kızdırarak perdeye getirecek sözler söyler.
• Karagöz, perdenin sağ alt köşesinde Hacivat’ın üzerine atlayarak perdeye gelir ve aralarında kavga başlar.
• Hacivat kaçmak zorunda kalır ancak sonradan tekrar perdeye gelir.

2. Muhavere (Söyleşme) : Bu bölüm, Karagöz ile Hacivat arasında geçer ve asıl oyunla ilgisi olmayan, yanlış anlamaya dayalı söz oyunlarından oluşur. Olmayacak bir olayın gerçekleşmiş gibi anlatılmasıyla başlar, sonra bunun hayal ürünü olduğu anlaşılır.
3. Fasıl (Oyun) : Oyunun kendisidir. Hacivat ve Karagöz’ün dışındaki oyun kişileri de fasılda görünürler. Karagöz oyunları genellikle adlarını bu bölümün içeriğinden alır.
4. Bitiş : Karagöz ile Hacivat arasında geçer ve kısadır. Karagöz, oyunun bittiğini haber verir, kusurlar için özür diler, gelecek oyunu duyurur. Bu söyleşmede oyundan çıkarılacak sonuç da belirtilir.
Karagöz Oyununun Kişileri :
Karagöz : Oyununun en önemli kişisidir, okumamış halk adamıdır. Hacivat’ın kullandığı yabancı sözcükleri yanlış anlayarak çeşitli nükteler çıkarır. Her işe karışır; dobra, zaman zaman da patavatsız yapısından dolayı ikide bir zor durumlarla karşılaşsa da bir yolunu bulup işin içinden sıyrılır. Çoğu zaman işsizdir, Hacivat’ın bulduğu işlere girip çalışır.
Hacivat : Yarı aydın bir tiptir. Az buçuk okumuşluğundan ötürü yabancı sözcüklerle konuşmayı sever. Perdeye gelen herkesi tanır, onların işlerine aracılık eder. Alınteriyle çalışıp kazanmaktan çok Karagöz’ü çalıştırarak onun sırtından geçinmeye bakar.
Çelebi : Genç bir mirasyedi, zevk düşkünü zengin bir kişi olarak karşımıza çıkan nazik, ince bir tiptir.
Beberuhi : Zeka bakımından fazla gelişmemiş olan kambur, cüce bir tiptir.
Zenne : Oyundaki bütün kadınlara genel olarak verilen isimdir.
Tuzsuz Deli Bekir : Kendilerine özgü giyiniş ve konuşma biçimi olan, argo kullanan, kabadayı, zorba bir tiptir. Olayın düğümlendiği noktada ortaya çıkar ve güç göstererek olayı çözer. Bir elinde içki şişesi, bir elinde tabanca ya da kama vardır.
Acem : Zengin tüccardır.
Matiz : Sarhoş kişidir.
Himmet : Sırtında baltası olan, kaba saba bir tiptir.
Diğer kişiler ise : Zenci Arap, Yahudi, Ermeni, Tiryaki, Kayserili, Kastomonulu, Laz, Bolulu, Köçek, Arnavut,Rum


B. MEDDAHLIK
- Taklitler yapıp hoş öyküler anlatarak halkı eğlendiren sanatçıya “ meddah “ denir.
Özellikleri :
• Meddahlık, göstermeye bağlı bir sanattır ancak temelinde “ anlatma “ da vardır. Meddah, tiyatronun bütün kişilerini varlığında birleştiren bir aktördür. Yüksekçe bir yerde oturarak bir öyküyü başından sonuna kadar, canlandırdığı kişileri ağız özelliklerine göre konuşturarak anlatır. Bu bağlamda meddahlığı göstermeye bağlı bir sanat yapan özelliği “taklit” öğesinin bulunmasıdır.

• Meddah, kişilerin ağız özelliklerini taklit ettiği gibi hayvanların ve doğadaki cansız nesnelerin seslerini de taklit eder.
• Perdesi, sahnesi, elbiseleri, dekoru, kişileri, yazılı bir metni bulunmayan meddahlığın her şeyi ; meddah denilen o tek adamın zekasına, bilgi birikimine ve söz söylemedeki başarısına bağlıdır.

• Meddah oyunu yazın bahçelerde, açık alanlarda, kışın ise kahvelerde sergilenir.
• Meddahın iki aracı vardır : Biri boynuna doladığı mendili, öteki de elinde tuttuğu sopasıdır. Makreme adı verilen büyükçe mendili, kadın taklidi yaparken başını örtmek, yemek yiyecekse önüne sermek, gerektiğinde terini silmek gibi işlevlerde ; sopasını ise oyunu başlatmak, seyirciyi suskunluğa çağırmak, kapıyı vurmak için ya da saz, süpürge, tüfek gibi varlıkların yerine kullanır.

• Usta- çırak ilişkisi içinde, sözlü geleneğe bağlı olarak devam ettiği için günümüzde meddahlıkla ilgili birkaç dağınık yazma ve taş plaktan yazıya aktarılan örnek dışında fazla kaynak yoktur.
• Meddahların çoğu, klasikleşmiş beyitlerle öykülerine başlar. Meddah, anlatacağı öyküye geçmeden önce : “ Haak dostum Haak ! “ diyerek çoğunlukla şu beyitle öyküye girer :
Söyledikçe sergüzeşti verir bezme letâfet,
Dinle imdi bende-i âcizden hoş bir hikayet. (Yaşadıklarını anlattıkça meclise neşe verir, şimdi aciz kulundan bir hikaye dinle.)
• Mukallit de denilen sanatçı, taklit edeceği tiplerin herhangi bir yönünü ya da konuşmasını unuttuğunda mendilini düzelterek, alnını silerek ya da bastonunu sallayarak zaman kazanır.
• Bitişte, seyircinin kırılmaması için özür diler, oyundan çıkan sonucu bildirir. Daha sonra anlatacağı öykünün adını ve öyküyü nerede anlatacağını söyler.

C. ORTA OYUNU
- Etrafı seyircilerle çevrili alan içinde oynanan bir oyundur.
- Bazı farklar olmakla birlikte orta oyunuyla Karagöz arasında çok büyük benzerlikler vardır. Diğer bir ifadeyle orta oyunu, karagöz oyununun gerçek oyuncularla sahnelenmiş biçimidir.

Orta Oyununun Özellikleri :

• Geleneksel Türk tiyatrosunun modern tiyatroya en yakın türüdür.
• Yazılı bir metne bağlı olarak oynanmaz ancak geleneğini önceden oluşturmuş olan orta oyunu ; oyuncuların ustalıklarıyla, doğaçlamayla geliştirilerek ortaya konur.
• Kişiler, Karagöz’de olduğu gibi ‘tip’ özelliği gösterir. Temel tipler Kavuklu ve Pişekârdır. Kavuklu, Karagöz’ün ; Pişekâr ise Hacivat’ın karşılığıdır. Zenne, Beberuhi, Çelebi, Arap, Yahudi, Ermeni, Tiryaki, Kayserili, Kastamonulu, Laz ise diğer kişilerdir.
• Bu tiplerin farklı uluslardan ve dinlerden olmaları, orta oyununun oynandığı dönemde Osmanlı imparatorluğunun toplumsal yapısını da ortaya koyar.
• Güldürü ögesi, Karagöz’deki gibi yanlış anlamalara, nüktelere ve gülünç hareketlere dayanır. Oyunda çeşitli mesleklerden, yörelerden insanların özellikleri, ağızları taklit edilir.
• Müzik ve raks (dans) çok önemli iki unsurdur.
• Usta- çırak ilişkisi içinde varlığını sürdürmüştür.
• Dekor yok denecek kadar azdır. Dekor : Yeni dünya denilen bezsiz bir paravan ve dükkan denilen iki katlı bir kafesten oluşur.

Orta Oyununun Bölümleri :
1. Mukaddime (Giriş):
a) Zurnacı, Pişekâr havası çalar.
b) Pişekâr çıkar ve izleyiciyi selamladıktan sonra zurnacıyla konuşur. Konuşmada oynanacak oyunun adı bildirilir.
c) Zurnacı, Kavuklu havasını çalar.
d) Kavuklu ile Kavuklu arkası (Cüce, Denyo, Kambur tiplere denir.) oyun alanına girer. Aralarında kısa bir konuşma geçer.
e) Sonra bu kişiler, Pişekâr’ı görüp korkarlar ve korkudan birbirlerinin üstüne düşerler.



2. Muhavere (Söyleşme) :
a) Kavuklu ile Pişekâr’ın birbirleriyle tanıdık çıktıkları konuşmayla başlar. Kavuklu ile Pişekâr’ın birbirinin sözlerini ters anlamaları bir gülmece oluşturur ki buna arzbâr denir.
b) Arzbâr’dan sonra tekerleme başlar. Tekerlemede Kavuklu, başından geçen olağan dışı bir olayı Pişekâr’a anlatır.
c) Pişekâr’da bunu gerçekmiş gibi dinler, sonunda bunun düş olduğu anlaşılır.


3. Fasıl (Oyun):
a) Oyunun asıl bölümüdür. Bu bölümde belli bir olay canlandırılır. Orta oyunu fasılları genellikle iki olay çerçevesinde gelişir.
b) Dükkan dekorunda gelişen olaylarda genellikle Kavuklu bir iş arar. Pişekar’ın ona iş bulmasıyla olaylar gelişir.
c) İkinci olaylar dizisi, yeni dünya denilen ev dekorunda geçer. Zenne takımının, Pişekar aracılığıyla ev araması ve bir eve yerleşmesi şeklinde olaylar gelişir.


4. Bitiş :
a) Oyunun son ve en kısa bölümüdür. Pişekâr, izleyicilerden Karagöz’de olduğu gibi “ Her ne kadar sürç i lisan ettikse affola. “ diyerek özür diler, gelecek oyunun adını ve yerini bildirerek oyunu kapatır.













II. MODERN TÜRK TİYATROSU

A) TRAJEDİ :
• Hayatın korku veren ve acıklı yönlerini, kendine özgü kurallarla sahneleyen oyun türüdür.
• Trajedi, ciddi olan, kendi içinde bütünlük gösteren ve belli bir ölçü içine sığdırılmış bir eylemin yaratılmasıdır.

Trajedinin Özellikleri
• Kaynağı Antik Yunan’dır. Bağ bozumu tanrısı Dionysos adına yapılan törenlerde, korodaki insanlar keçi derilerine bürünerek şarkı söyledikleri için bu türe keçi şarkısı anlamına gelen tragedia denmiştir.
• Konusunu tarihi olaylardan ve mitolojiden alır.
• İzleyicide korku, heyecan, acındırma duyguları uyandırarak ders vermeyi amaçlar.
• Olay, iki yüksek değer arasındaki çatışmayı yaşayan insanın durumundan doğar.
• Erdem ve ahlaka her şeyin üstünde yer verilir.
• Kişileri , olağanüstü varlıklar, soylulardır : Tanrılar, tanrıçalar, krallar ..
• Seçkin tabakaya hitap ettiğinden çirkin sayılan vurma, yaralama, öldürme gibi olaylar sahnede sergilenmez, sahne gerisinden duyurulur.
• Manzum olarak yazılır.
• Diyalog ve koro bölümlerinden oluşur.
• Perde yoktur. Eser 5 bölümden oluşur. Bölümler arasında koro, ilahiler söyler.
• Tek (monolog) ve uzun konuşmalar (tirad) yer alır.
• Sanat bakımından seçkin bir dil, ağırbaşlı bir anlatım kullanılır.
• Üç birlik kuralına uyulur. (eserin zaman,mekan, olay birliği içinde verilmesidir.)
• Aiskhylos (Ayklos), Sophokles, Euripidies (Öripides), Ennius, Corneille (Korneyl), Racine (Rasin)

B) KOMEDİ
• Hayatın ve olayların gülünç yanları ele alınır.
• Dionysos törenlerinde komos denilen alaylar kurulurdu. Bol bol şarap içip acayip kılıklara giren halk flüt çalan birinin arkasında türlü taşkınlıklar yaparak sokaklarda dolaşırdı. Komedi terimi, komos (cümbüş,alay) ve ode (ezgi) sözcüklerinin birleşmesinden doğmuştur.
• Konular, günlük yaşamdan alınır.
• Kişiler, halktan, sıradan insanlardır.
• Acı veren olaylar sahnede gerçekleştirilebilir.

• Dil ve anlatımda soyluluk aranmaz, her türlü kaba sözlere yer verilir.
• Manzumdur.
• Diyalog ve koro bölümlerinden oluşur.
• Eser ara vermeden oynanır, perde arası yoktur.
• Beş bölümden oluşur.
• Üç birlik kuralına uyulur ancak günümüzde bu kurala bağlı kalmayan yazarlar da vardır.
• Halk zevkine seslenen, gülünç olayları abartılı biçimde dile getiren komedilere Fars denir.

Komedi çeşitleri :
a) Karakter komedisi : Kişilerin ön plana çıkarıldığı ve karakterinin gülünç, aksak yanlarını konu alır. Moliere’in Cimri, Tartuffe’si, Shakespeare’in Venedik Taciri bu türe örnektir.

b) Töre komedisi : Toplumun gelenek ve değerlerinin gülünç, aksak yanlarını konu alır. Aritophanes’in Eşek Arıları, Moliere’in Gülünç Kibarlar, Gogol’un Müfettiş, Şinasi’nin Şair Evlenmesi bu türe örnektir.

c) Entrika komedisi : (Vodvil) Olayların şaşırtıcı biçimde düzenlendiği, güldürmekten başka bir amaç güdülmeden yazılan türdür. Moliere’in Scapin’in Dolapları, Shakespeare’in Yanlışlıklar Komedyası örnektir. Aristophanes, Menandros, Terentius, Plautus, Moliere, Gogol.

C) DRAM
• Acıklı, üzüntülü olayları bazen güldürücü yönlerini de katarak konu alan türdür. Acıklı ve gülünç yanlar birlikte yansıtılır.
• Konular, günlük yaşamdan ve tarihten alınabilir.
• Kişiler, halkın her kesiminden seçilebilir.
• Üç birlik kuralına uyma zorunluluğu yoktur.
• Perde sayısı yazarın isteğine bağlıdır.
• Yerli özelliklerin işlenmesine önem verilir.
• Hem şiirle hem düz yazıyla yazılabilir.
• Acı veren olaylar sahnede oluş halinde gösterilebilir.
• Müzikli dramlara Melodram, kahramanları şeytan, melek, cadı gibi masal öğeleri olan dramlara Feeri denir.
• Shakespeare (Othello-Kral Lear), Goethe (Faust), Schiller (Haydutlar), Victor Hugo (Cromwell,Hernani) önemli yazarlarıdır.


volki237
..::ModeRaToR::..
..::ModeRaToR::..

Mesaj Sayısı : 6
Tecrübe Puanı : 2147531687
Kayıt tarihi : 22/12/10

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz